Kökleri Bu Toprakta, Ufku Dünyada!..
Eğitimde “Hayat bir projedir” diyerek yola çıkan, gençlerin potansiyelini birer “yıldız” gibi parlatmayı misyon edinen Zerrin Engin; üretim odaklı liderliği, uluslararası vizyonu ve kadın girişimciliğine kattığı güçlü sosyal etkiyle fark yaratıyor. Kurucu ortakları arasında yer aldığı Yöntem Özel Eğitim ve Yayıncılık ile Edura Akademi çatısı altında bilimi, kültürü ve küresel deneyimi aynı potada buluşturan Engin, ilham veren yolculuğunu şehrin en çok okunan yayını Ankara Life Dergisi için anlattı. İyi okumalar dileriz.
Eğitim, danışmanlık ve uluslararası organizasyon gibi çok katmanlı alanlarda çalışıyorsunuz. Yöntem Özel Eğitim ve Yayıncılık ile Edura Akademi’nin kurucu ortaklarından biri olmanızın arkasındaki motivasyon neydi? Vizyonunuzu nasıl tarif edersiniz?
Benim öğretmenlik yolculuğumun temelinde hep tek bir cümle vardı: “Hayat bir projedir.” Bu cümle yalnızca bir metafor değil, eğitime bakışımın, üretme tutkumun ve gençlere duyduğum inancın tam karşılığıdır. Otuz yılı aşkın süredir eğitimde çalışırken fark ettim ki; gençler ancak doğru rehberlikle, doğru ortamla ve doğru motivasyonla kendi yıldızlarını parlatabiliyor. Yöntem Özel Eğitim ve Yayıncılık ile Edura Akademi’nin kurucu ortakları arasında yer almamın kaynağında da bu inanç yatıyor. Amacım; gençlere yalnızca bir öğretim programı sunmak değil, onları kültürle, bilimle, sanatla, uluslararası deneyimlerle buluşturan bir ekosistem yaratmaktı. Vizyonum çok net: Kökleri bu topraklarda olan, zihni ve yüreği dünyaya açık bireyler yetiştirmek. Her öğrenciyi bir “yıldız” olarak görüyorum; yeter ki o yıldız keşfedilsin, desteklensin ve doğru bir yörüngeye oturtulsun. Benim işim, o yörüngeyi çizecek ışığı yakmak.

Hem eğitim danışmanlığı hem uluslararası festivaller hem de bilim–kültür odaklı projeler yürütüyorsunuz. Bu çok yönlü yapıyı oluştururken hangi stratejik adımlar belirleyici oldu? Sizi sektörde ayrıştıran temel yaklaşım nedir?
Bugünkü çok yönlü yapımız tek bir stratejik duruşun ürünüdür: Disiplinlerarası üretim kültürü. Gençlerin yalnızca akademik değil, kültürel ve sosyal anlamda da gelişmesini önemsiyorum. Bu yüzden hem TÜBİTAK projeleri yürüttük hem uluslararası halk dansları festivallerinde ülkemizi temsil ettik; hem bilimsel çalışmalarda dünya dereceleri aldık hem kültürel etkinliklerle sınırları aştık. Bizi sektörde ayrıştıran temel yaklaşım ise şudur: Biz başarıyı bireylere değil, birlikte üretmeye dayalı bir ekip kültürüne inşa ediyoruz. Güven, sevgi, şeffaflık ve disiplin… Tüm çalışmalarımızın omurgası bu. Öğrencilerle kurduğumuz bağ, ailelerle yürüttüğümüz şeffaf iş birliği ve öğretmen arkadaşlarımla oluşturduğumuz dayanışma bizi her adımda ileri taşıyor.
Girişimcilik yolculuğunuzda karşılaştığınız en kritik dönemeç neydi? Bir kadın girişimci olarak hangi deneyimler size güç kattı?
En kritik dönemeç, mütevazı imkânlara sahip bir okulda başladığımız projelerin ulusal ve uluslararası başarılarla yankı bulduğu dönemdi. Bu süreç bana şunu öğretti: Gerçek güç, imkânlarda değil, hayallerin cesaretinde saklıdır. Bir kadın girişimci olarak en büyük avantajım; disiplin, sabır ve üretme kararlılığı oldu. Öğrencilerimin “siz bizim ailemizsiniz” demesi, mezunların hayatlarındaki ilkleri önce bana haber vermesi… Bunlar bana, kadın liderliğinin yalnızca iş sonuçlarıyla değil, kalplere dokunan izlerle de şekillendiğini gösterdi.
Edura Akademi’nin uluslararası vizyonu gençlere ve profesyonellere nasıl bir katkı sağlıyor? “Küresel bakış açısı”nı nasıl tanımlıyorsunuz?
Edura Akademi’nin uluslararası vizyonu, gençlerin dünyayı sadece gözlemleyen değil, ona dokunan bireyler olmasını hedefliyor. Yurt dışı eğitim programları, uluslararası proje sunumları, kültürel festivaller ve bilimsel platformlar sayesinde gençler; özgüven kazanıyor, yabancı dillerini geliştiriyor, farklı kültürlerle etkileşim kuruyor ve dünya vatandaşı olmanın pratiğini yaşıyor. Benim için küresel bakış açısı; Kendi kültürel değerlerinden güç alırken, evrensel değerlerle buluşabilme cesaretidir. Ayakları bu toprağın üstünde, gözleri ise dünyanın ufkunda olan gençler yetiştirmek…

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle sormak isteriz: Sizce günümüz dünyasında kadın girişimciliğinin en güçlü dönüşüm alanı nedir?
Bugün kadın girişimciliğinin en güçlü dönüşüm alanı, üretim ve liderlik odaklı sosyal etki yaratma gücüdür. Kadınlar artık sadece iş kurmuyor; bulunduğu topluluğu dönüştürüyor, gençlere ilham veriyor, kültürel ve ekonomik gelişimin taşıyıcısı oluyor. Kadınların etkisini artırmak için:
- Erişilebilir ve eşit eğitim fırsatları
- Görünür rol modeller
- Kadın odaklı mentorluk
- Karar mekanizmalarında daha fazla kadın
- Ve kadın dayanışması ilk sırada yer almalı.
Kadının sezgisi, emeği ve üretim gücü toplumların geleceğini şekillendiren temel unsurlardan biri.
Hem bir lider hem de ilham veren bir kadın olarak genç kadınlara vermek istediğiniz en güçlü mesaj nedir?
Genç kadınlara en güçlü mesajım şudur: Hayallerinizden vazgeçmeyin. Ne kadar zorlu olursa olsun, sabırla, aşkla ve disiplinle çalıştığınız her yol mutlaka bir kapı açar. Kendinize inandığınız sürece;
- Her zorluk dönüşür,
- Her engel aşılır,
- Her hayal gerçeğe yaklaşır.
Unutmayın, “iyi insan” olmayı başarabilmek en büyük yolculuktur. Ve her kadın, ışığını doğru noktaya çevirdiğinde bir Kutup Yıldızı gibi başkalarına yol gösterir. Bugün burada başarılı bir kadın girişimci, yönetici, eğitimci ve anne olarak varsam, bunu bize bu şartları sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyum. Ayrıca, beni bu bireysel yolculuğumda hep destekleyen eşime, sevgili çocuklarıma, aileme ve hep desteklerini hissettiğim dostlarıma teşekkür ederim.
